Mekke’den dünyaya mesaj
AYDIN HASAN - ASENA YATAĞAN ANKARA -Türkiye’nin “bölgesel sorunlar karşısında bölge ülkelerinin inisiyatif alması” tezine dayalı dış politika anlayışı, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın bölgesel gerilimi tırmandırmasının ardından sahada karşılık buldu. Türkiye’nin askeri, Suudi Arabistan’ın ekonomik, Pakistan’ın nükleer gücünü birleştirecek nitelikteki “Ortak Savunma Anlaşması” dün Mekke’deCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalandı.
Üç lider, dün Mekke’deki Safa Sarayı’nda bir araya geldi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın da katıldığı görüşmeye ilişkin yapılan ortak açıklamada, “üç devlet arasındaki derin tarihî ilişkiler, köklü kardeşlik ve İslami dayanışma bağları, müşterek stratejik çıkarlar ve köklü savunma iş birlikleri temelinde; kolektif güvenliklerini daha da güçlendirmek, bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı teşvik etmek, güvenli ve müreffeh bir geleceği birlikte inşa etmek yönündeki ortak iradelerini yansıtan Ortak Savunma Anlaşması’nın” imzalandığı kaydedildi.
Birine saldırı olursa...
Ayrıca “Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlamakta ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlamaktadır. Anlaşma savunma iş birliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesini öngörmektedir” denildi.
Cuma namazını birlikte kıldılar.
NATO’dan kopuş değil
Ankara’da yapılan değerlendirmelerde, Mekke Anlaşması’nın herhangi bir ülkeyi hedef almadığı, “külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir iş birliği anlaşması” olduğu vurgulanıyor. Artan bölgesel ve uluslararası güvenlik tehditlerine karşı ortak mücadele zemini oluşturmak amacıyla, bölgesel sahiplenme ilkesi doğrultusunda yürütülen uzun soluklu diplomatik çalışmaların somut sonucu ortaya çıkan anlaşmanın, üç ülkenin birbirlerinin güvenliğini destekleme taahhüdünün yanı sıra savunma sanayii iş birliğini ve askerî birlikte çalışabilirliği geliştirmeye odaklandığı belirtiliyor. Anlaşmanın Türkiye açısından herhangi bir ittifak veya anlaşmadan kopuş anlamına gelmediği, Türkiye’nin NATO üyeliği ile bölgesel ortaklıklarının birbirinin alternatifi olmadığı, güvenlik yükünün paylaşılmasını sağlayan tamamlayıcı yapılar olduğu kaydediliyor.
Görüşmeye Dışişleri Bakanı Fidan, Milli Savunma Bakanı Güler ile MİT Başkanı Kalın da katıldı.
‘Terörsüz bölge’ye katkı
Anlaşmanın, Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacağına işaret ediliyor. “Anlaşma, taraflardan birine yönelik silahlı saldırıyı tümüne yapılmış sayarak BM Şartı’nın 51. maddesi uyarınca ortak savunma, meşru müdaafa ve karşılıklı güvenlik taahhüdünü teyit etmektedir. Bu Anlaşma, yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayi iş birliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliğindedir” görüşü dile getirilerek, şu yorumlar yapılıyor: “Anlaşma bölgemiz ve İslam dünyası için her anlamda tarihi nitelikte. Bölgedeki güvenlik mimarisi Mekke Anlaşması ile yeniden dizayn ediliyor. Üç ülke arasındaki iş birliği, tarihî bir sorumluluğun günümüzdeki stratejik karşılığıdır. Anadolu’dan Hicaz’a, İslamabad’dan Riyad’a uzanan kardeşlik hattı, ortak değerlerin ve zor zamanlarda birbirinin yanında duran milletlerin iradesini temsil etmektedir. Türkiye değişen ve karmaşıklaşan uluslararası güvenlik ortamında iş birliği seçeneklerini çeşitlendiren bir düzenlemeye imza atmıştır. Türkiye başka çatışmalara sürüklenmemekte, bölgesel etkisini ve tecrübesini bölgenin güçlü aktörleri ile birleştirmektedir. Anlaşmaya katılım, Türk askerinin her bölgesel krize gönderileceği anlamına gelmemektedir.”
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN İLK DEĞERLENDİRME:
TÜM KARDEŞ ÜLKELERİN KATILIMINA AÇIKTIR
ANKARA MİLLİYET - Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya hesabından Suudi Arabistan ziyaretine ilişkin paylaşım yaptı. Ziyarette Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’le bir araya geldiklerine işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu vesileyle üç ülke olarak Ortak Savunma Anlaşması imzaladık. Kolektif caydırıcılığı temel alan bu anlaşma, güvenlik ve savunma iş birliğimizin ilerletilmesine, savunma sanayisinde ortak projeler geliştirilmesine ve terörizmle mücadeleye katkı sağlayacaktır. BM Şartı’nın 51. maddesinde tanımlanan savunma hakkını da teyit eden anlaşma, hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi bölgemizin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan tüm kardeş ülkelerin katılımına açıktır. Türkiye, bölgesel sahiplenme vizyonu doğrultusunda çatışma ve krizlerin uluslararası hukuka saygı temelinde, diyalog ve diplomasiyle çözüme kavuşturulmasına yönelik ilkeli tutumunu kararlılıkla sürdürecektir.”
UZMANLAR, MİLLİYET’E DEĞERLENDİRDİ:
‘Mekke Paktı’ en net bölgesel yanıt
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol: Bu tarihi hamle; “Mekke Ruhu”na ve “Veda Hutbesi”ndeki vasiyete uygun olarak, coğrafyayı tüketen yapay kavgaların ve olası bir “İslam İç Savaşı”nın önüne geçmeye yönelik atılmış en kararlı adımdır. Bu yönüyle pakt, coğrafyanın kendi geleceğini inşa etme noktasında kendi kaynaklarını ortak bir irade çerçevesinde şekillendirme düşüncesini temsil eden zorunlu bir bölgesel sahiplenme refleksidir. Mekke’de atılan imzalar, 100 yıl önce dayatılan Sykes-Picot sınırlarının zihinsel ve stratejik prangalarını ortadan kaldırarak tarihsel kodlara dönüş noktasında tüm dünyaya açık bir mesaj vermektedir. İslam dünyası, bu yeni üçlü sacayağı ile yeni küresel denklem inşasında en güçlü şekilde yerini alarak “Ben de varım” demiştir. “Mekke Paktı”, küresel güç dayatmalarına karşı en net bölgesel yanıtı olarak da değerlendirilebilir. Bu bağlamda İslam dünyası, BM’nin yeniden yapılanma süreci dahil, yeni uluslararası düzende çok daha güçlü şekilde yer almak istediği mesajını net vermektedir.
Başka ülkeler katılabilir
Emekli Tümgeneral Mehmet Okkan: Bölgedeki ülkelerin kendi aralarında bölge güvenliğini sağlama almaya dayalı önemli bir adım. Mısır’ın da bu anlaşmaya mutlaka göz atacağını veya bundan sonraki politikaları yönünde bu olumlu yaklaşımla bu konuya katkı sağlayacağına inanıyorum. Katar da mutlaka bu işin içinde yer alacaktır. Çünkü 2015 yılında bununla ilgili bazı altyapılar oluşturulmuş ve bu altyapıların içerisinde Suudi Arabistan’da onay alınmıştı. Dolayısıyla Katar ve Suudi Arabistan’ın bu konuda anlayış birliği içerisinde olacaklarını düşünüyorum. Önümüzdeki süreçte bu konuda Suriye ve Irak’ın da bir ortaklık modeli üzerinden katılabileceğine dair kanaatim var.
‘Büyük kazanımlar olacak’
Doç. Dr. Murat Aslan: Şu an için üç ülke arasında imza edilmiş anlaşma bir NATO kurmuyor. Devletlerin müstakilen birbirlerine karşı verdikleri güvenlik garantilerini ve destek sözlerini aslında bir sisteme bağlıyor. Müttefiklik kalıcılık anlamına gelir. İktidarların değişmesiyle müttefiklik sona ermez. Diğer Körfez ülkeleri de bu anlaşmaya katılabilir. Bu anlaşmanın ana felsefesini, kurucu felsefesini meşru müdafaa teşkil ediyor. Bu üçlü ittifak saldırı amaçlı değil, meşru müdafaa çerçevesinde tasarlanmış hem bölgesel hem de küresel anlamda çok önemli bir gelişme. Türkiye açısından da çok büyük kazanımları olacak bir anlaşma.
ASKERİ KAPASİTE, FİNANS VE NÜKLEER GÜÇ
400 milyon nüfusa sahip bir blok
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın toplam nüfusu yaklaşık 382.4 milyon. Ancak Türkiye’nin Türk Dünyası, Suriye, Afrika ve Balkan coğrafyasındaki; Suudi Arabistan’ın 400 milyon nüfusa sahip Arap Dünyası’ndaki; Pakistan’ın Güney Asya Müslümanları ile diaspora etki alanı, üç ülkenin oluşturduğu gücü bu nüfusun daha ilerisine taşıyor. NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip Türkiye, askeri lojistik tecrübe ve gelişmiş savunma sanayii ile öne çıkıyor. Suudi Arabistan, İslam dünyasındaki manevi etkisinin yanı sıra petrole dayalı önemli bir finansal güce sahip. Pakistan, İslam dünyasının tek nükleer gücüne sahip ve büyük bir ordusu var.
Dünyada ses getirdi
Mekke Ortak Savunma Anlaşması uluslararası basında geniş yer buldu.
● BBC’nin “Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan savunma anlaşması imzaladı” başlığıyla konuya dair yayınladığı haberde, anlaşmanın bazı detayları, yetkililerin açıklamaları ve uzman görüşleri aktarıldı.
● CNN anlaşmayı “İran ile savaş yaklaşırken Suudi Arabistan, tarihi bir savunma anlaşmasıyla askeri güçleri önde gelen Müslüman ülkelere yöneliyor” başlığıyla manşete taşıdı.
● NYT’de, üç ülke yetkililerinin, anlaşmanın savunma amaçlı olduğunu, herhangi bir ülkeye yönelik olmadığını ve diğer ülkelerin de anlaşmaya katılabileceğini belirten benzer açıklamalar yaptığına işaret edildi.
● Financial Times gazetesi de “Üç müttefik ülke, savaşlar ve istikrarsızlıkla başa çıkmak amacıyla bölgesel güvenlik işbirliğini derinleştirmeyi hedefliyor” yorumunda bulundu.